Anlamlı Güzel Sözler

İster kral, ister köylü olsun, dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır.

Goethe


Tarık Tufan Sözleri
Tarık Tufan Sözleri

1973 İstanbul doğumlu yazardır kendisi. Aynı zamanda senarist. Lise olarak Kabataş Erkek Lisesini bitirmiş ve İstanbul Üniversitesinde Felsefe bölümünü okumuştur. Daha sonra yüksek lisans yapmıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlanmış aynı zamanda televizyonda bazı programlar sunmuştur. Yayımlanmış Tarık Tufan Kitapları 5  adettir. Tarık Tufan sözleri duygusaldır ve aşkla ilgilidir. Aynı zamanda Tarık Tufan Filmleri de kitaplarındaki gibi naif mesajlar verir. Tarık Tufan Aşk sözleri kalbinizin ritmini değiştiren bir lezzete sahiptir. Tarık Tufan Şiirleri de oldukça tatlı bir tada sahiptir. Aşağıdaki sözlerden sonra yer alan galeride ise Tarık Tufan resimli yazılar ve Tarık Tufan facebook kapak fotoğrafı bulabilirsiniz. Keyifli ve güzel olan bu cümleleri sevdiklerinizle paylaşarak onlarında kalbinde Tarık Tufan Yazıları ile ilgili bir çağrışım yapabilirsiniz.

İçinizde fırtınalar koparken, dışarıya günlük güneşlik havası veriyorsunuz ya, yapmayın…
Bırakın hak edenler fırtınadan nasibini alsın.

Bir gün var ya, bir gün…
Üstü açık,altmış sekiz model kırmızı bir Mustang’a ağlayıp, alt üst edeceğiz ortalığı. New York sokaklarında naralar atıp Harlem’i selamlayacağız.
Şamaroğlanına döndüreceğiz, sümüklü beyaz veletleri.
Allah büyük!

O zamanlar cahildim. Her şeyi biliyordum.

Ben bir çay bardağına sığınıyorum şimdilerde.
Kahvede oturan yaşlı adamın filtresiz sigarasından yükselen dumana sığınıyorum. Caddenin kenarında bekleşen amelelerin, dirsekleri aşınmış berbat renkli ceketlerine mesela.
Böylesi küçük, böylesi gözden uzak şeylere sığınıyorum anlayacağın. Savrulan hayatların, kimselerin görmediği küçük ayrıntılarına.
Gösterişsiz yaşam öykülerinin korunaklı yalnızlığına bırakıyorum kendimi…

Param olmadan çok şey aldım ben. Edep aldım, öğüt aldım, gönül aldım.

Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatmak kolay değildir.

Gidelim buradan;
Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim. Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim

Onun bakışları için şarkı söylenmesi gerekiyordu. Parmak uçlarına şiirler kondurmak gerekiyordu. Onun için kimseler yokken ağlamak gerekiyordu.

Ne garip,
İnsan doğruların ne kadar farkında olursa olsun
Kendisini kandırabilme gücünü asla yitiremiyor…

Hüzün ve acı bir annenin bakışlarına kadar indiyse onun kat kat fazlasını yaşıyor demektir. Çünkü bir annenin çocuklarına bakarken gizleyebileceği hüznün boyutu çok geniştir.

Bir oyundaymışım da, ebe beni unutup gitmiş gibi. Yıllarca oyunun kaldığı yerden devam etmesini bekleyen bir çaresizdim. Sobelenmek pahasına ortaya çıkıyordum ve kimseler varlığımı umursamıyordu.

Hayatımda onun kadar güzel gülen birine rastlamadım. O gülerken, bir kardelen daha açıyordu yeryüzünde. O gülerken, salıncaklar gökyüzüne salınıyordu. O gülerken, her şey güzelleşiyordu bizim gözümüzde.

susuyor olmam, acı çekmediğim anlamına gelmez..

Bir insana hiç söylenmemesi gereken şeyleri söyleyivermek,hiç bulunmamam gereken yerlere zamansızca damlayıvermek, evden çıkmamam gereken vakitlerde sokağa atlayıvermek, yaklaşmamam gereken insanların burnunun dibinde bitivermek gibi maharetlerim var.

Eleysallâhu bi kâfin abdehu*
*Allah kuluna kâfi değil mi?

Bu da geçer. Bu da geçecek. Bu da geçmeli. Bu da geçsin yâ hu!

Ellerimizi tut. Ellerimizde derman kalmadı. Biz bıraksak da sen tut. Bizi kendimize bırakma Rabbim.

Konuştuğum çoğu şeyi iş olsun diye konuşuyorum.
Başka yerlerdeyim aslında.
Paramparçayım.
İyi değilim.
Hiçbir şeyim olmadığını söylerken doğru söylemiyorum.

Hayatın içindeki bütün kavgaların, cebelleşmelerin ardından
‘kısmetse olur’
teslimiyetini seviyorum.
Kısmetse olur, değilse olmaz.
Budur…’

Bazı anlarda cesaretim kırılıveriyor. Bir uçurtmaya gözlerimi ayırmadan uzunca bir süre bakabilecek cesareti bile bulamıyorum kendimde.

Eğer Kur’an okumuyorsan, bütün bunlar elbette boğacaktır seni. Daha nefes alıp vermeyi bile bilmiyorsun.

susuyor olmam, acı çekmediğim anlamına gelmez…

Şarabımız yok madem çay içelim.

Geriye dönüp baktığımda bunlardan pişman olmadığımı biliyorum.Ben sadece tercihler yaptım.Her tercih,bazı şeyleri çalıp gitti ama tercihlerimden mutsuz olmadım.Ama şunu söylemeliyim ki yorucu tercihler yaptım.Kalben,zihnen,bedenen insanı yoran tercihler.
Bir kez tercih ettin mi geriye dönemezsin zaten.Her şeyiyle yaşamından bir parça haline gelmiştir.Kimi zaman gülümseten,kimi zaman da utançtan alnını çatlatan tercihler..

Vakit senin ellerinde geçiyor.

Asıl kavga içimizde,
gerisi orta oyunu…

insanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor.özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. sonra silinip gidiyor.

Dilimin ucundaki kelimeler bu kış da donmazsa,
Bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler.

“…Aşkı ve öfkeyi söyleyemediğinde insanın konuşmaya dair hevesleri de bir bir yok oluyor.   Susuyorsun.”

Sık sık başörtü düzeltmeni.
Kimseye sözünü etmediğin hayallerini, her gece yatmadan tekrar tekrar aklından geçirmeni seviyorum. Senden umulmadık ölçüde hayallerini genişletebilmeni, annene ne düşündüğünü hissettirecek acemi sorular sormanı, yaşlı kadınları usanmadan dinleyebilmeni seviyorum.
Açıkçası seni sadece okulda gördüm ve hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Tüm bunların olabileceği hissini uyandırdığın için seni seviyorum. Böyle birini sevmeye ihtiyacım olduğu için seni seviyorum.
Baş başa kaldığımda Mona Rosa’yı bir kıza okuma ihtiyacım için sevdim seni… Karşılaştığım ve konuşabildiğim anda okuyabileceğim daha çok şiir var aklımda ve artık konuşmalıyız.
Çünkü şiirler ağırlık yapıyor zihnimde..

“İnsan çokça hayat ve birde ölümdür. .”

Kalbimden neler geçtiğini, kafamda biriktirdiklerimi, tasarladığım her şeyi bildiğini düşünüyorum. En azından tüm bunları hissettiğini. Belki de böyle bir beklenti benimkisi. Çünkü bunları sana asla söylemeyeceğim. Asla söyleyemeyeceğim. Oysa o kadar dilimin ucundalar ki. Rüzgar esse düşecekmiş gibi, gözlerime baksan, giderken başını bir kez geriye çevirsen, ağzımdan dökülüverecek kadar dilimin ucunda. Uzunca susuşlarım, ağzımı bile açmadan öylece kalakalıp, bakışlarımı kaçırışım hep bundan.

“Hevesleri,beklentileri,erteledikleri,kursağında kalmış kelimeleri,kaçırılmış bakışları,gizledikleri,bitirilmemiş mektupları,susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan..”

Hayatımda onun kadar güzel gülen birine rastlamadım.

İnsan tamamlanmamış bir cümledir .

Gitmek istemezsen, bir şiir miktarı kadar otursak diyorum.

Ne garip,
İnsan doğruların ne kadar farkında olursa olsun
Kendisini kandırabilme gücünü asla yitirmiyor.

Kalmış gibi yapmaktansa gitmek daha iyidir.

Bazen düşünüyorum da hayatım boyunca söylemeyip de vazgeçtiğim şeyleri söyleseydim ne değişirdi acaba? Hayatın akışında ne kadar farklılıkla karşılaşırdım? Yoksa kader dediğimiz şey o anda yaptığımız anlık, küçük tercih midir?

Yağmurlu bir havanın ardından birdenbire önümüze çıkan bir gökkuşağına yetişebilmek gibi beyhude bir telaşa döndü hayat.

”-eğer gelin olarak gitmeseydin sana bir veda öpücüğü verirdim.
-gelin olmasaydım sana hiç bir zaman veda etmezdim.”
(Ben-hur filminden)

” Hevesleri
beklentileri, erteledikleri
kursağında kalmış kelimeleri
kaçırılmış bakışları
gizledikleri
bitirilmemiş mektupları
susuşları ve istemsiz veda edişleriyle
tamamlanmamış bir cümledir; İnsan. ”

Bir sevgili gittiğinde, ona baktığınız gözlerinizi de alıp gitmiştir.
Bir sevgili gittiğinde, altında onunla dolaştığını gökyüzünü de alıp gitmiştir.
Bir kuş, bir sevgili..
İnsan kaybettikleriyle insandır.

Benim aklım sende hâlâ.
Susuşunda.
Gözlerini kaçırışında kaldı aklım.
Gidişinde en çok..
” Hem ben bir kez öldüm.
Bir kere daha ölürüm..”

”İnsan sayısı kadar yol vardır. Önce yola çıkmak gerek.”

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Aşkı ve öfkeyi söylemediğinde insanın konuşmaya dair hevesleri de bir bir yok oluyor.
Susuyorsun.

başka yerlerdeyim aslında.
paramparçayım.
iyi değilim.
hiçbir şeyim olmadığını söylerken doğru söylemiyorum.
aslında iyi değilim..

Oldukça sıkıntı verici bir gündü. Akrep ve yelkovan uyuşturucu almışlar da saat kadranının ortasında kendinden geçmiş gibiydiler.

Sınanmadığınız bir acı üzerine konuşmak her zaman kolaydır.

Ne garip, insan doğruların ne kadar farkında olursa olsun kendisini kandırabilme gücünü asla yitirmiyor.

Ağlayabilseydim bazı şeylerin düzelebileceğini düşünüyordum.
Ağlamadım.
Korktum sadece…

Ağlayabilseydim bazı şeylerin düzelebileceğini düşünüyordum.

Hayatımda onun kadar güzel gülen birine rastlamadım. O gülerken, bir kardelen daha açıyordu yeryüzünde. O gülerken, salıncaklar gökyüzüne salınıyordu. O gülerken, her şey güzelleşiyordu bizim gözümüzde.

Gece vakti huzura ulaşamamak insanı öldüren bir şeydir. Herkes uyuyor ve sen bir şey arıyorsun.

Gitmeyi başaranlar inandırıcı insanlardır. Benim gözümde insan bir kez gidebilmeyi başardıysa söylediklerini de başarabilme gücüne erişmiş demektir.
Gidebilmek, hayatın bütün tehditkâr ve şımarık yüzlerine kafa tutabilmektir bir bakıma.
Gidebilmek, hiçbir şeyi umursamadan kendi masalına anlatılan yolları adımlayabilmektir…

Bütün bunlar bir tarafa, önemli bir şey var ki ne kadar eskide kalmış olursa olsun birçok şeyi unutmuyorum. Bana acı veren şeyler de olsa unutmuyorum. Kafamda sürekli milyonlarda şey dolaşıyor. Hepsiyle tek tek konuşuyorum, kavga ediyorum, bazılarına saldırıyorum, kiminden kaçıyorum. Ama hepsiyle bir şekilde karşı karşıya geliyorum. Bazıları, üzeri kabuk bağlamış yaralar gibi. Üzerinden uzun zaman geçmiş ve iyileşmeye yüz tutmuş yaralar gibi. Ancak buna izim vermiyorum ve kabuğu tırnağımla kaşıyorum, kopartıyorum. Acı veriyor ve yara yeniden açılıyor. Bu böyle sürüp duruyorum.

Farkediyorum ki insanın kurguladığı hayat hep yarım kalıyor. Yerli yerine oturmayan, iğreti duran çok şey var.
Anlıyorum ki hayat hep beklenmedik şeylerdir.
Sen yürüyeceksin ve beklenmedik şeylere hazır olmanın çarelerini arayacaksın.
İyi de.. Bir şey beklenmiyorsa ona hazırlıklı olmak nasıl olacak?
İşte bu yüzden her şeyin en kötüsünü düşünmek, sık sık düşen insanların sahip olduğu en köklü alışkanlıklardan biridir. Bu yüzden iyi şeyler de yaşansa, arkasından kötü şeylerin geleceği düşünceli her şeyi berbat eder.
Bu insanların içinde bulundukları an ne olursa olsun, bir şeylerin yeniden kötüleşeceği hissi, kör bir endişeye dönüşür.

Bu yağmur dinmez bu gece.
Sen başını omzuma yasla, uyu istersen.
Elimi tut.

Ne olduğu, nereden geldiği çok önemli değil.
Sadece umudu hatırlatacak bir şey…
Bir göz kırpması uzunluğunda bile olsa, umut…

Ve bir dost ölünce onunla birlikte dünyanın en güzel şeyleri de ölüyor.

”Bil ki ey sevgili!
Ben seni aklımdan hiç çıkarmadım;
ben sadece aklımı çıkardım.
Ve böyle bilsin bütün dünya,
ben aklımı senin râmına değil,
senin uğruna senden çıkardım”

”Adam neden diye soruyor kadına. “Neden kendinden söz etmiyorsun?”
Oysa kadınlar neden sorulmasından hoşlanmazlar. Nedensiz davranışlar en çok kadınlara yakışır çünkü. Bir kadının davranışlarına neden araması sahiciliğine gölge düşürür.”

Bütün bunlar bir tarafa,önemli bir şey var ki ne kadar eskide kalmış olursa olsun birçok şeyi unutmuyorum.
Bana acı veren şeyler de olsa unutmuyorum.
Kafamda sürekli milyonlarca şey dolaşıyor.
Hepsiyle tek tek konuşuyorum, kavga ediyorum, bazılarına saldırıyorum, kiminden kaçıyorum.
Ama hepsiyle bir şekilde karşı karşıya geliyorum.
Bazıları, üzeri kabuk bağlamış yaralar gibi.
Üzerinden uzun zaman geçmiş ve iyileşmeye yüz tutmuş yaralar gibi.
Ancak buna izin vermiyorum ve kabuğu tırnağımla kaşıyorum, kopartıyorum.
Acı veriyor ve yara yeniden açılıyor.
Bu böyle sürüp duruyor.

Hayatım boyunca kendimle ilgili olarak uzun açıklamalara girmekten kaçındım. Yani duygularımı bütün açıklığıyla uzun uzun anlatmadım kimseye. Bunu yapmak doğrumuydu bilemiyorum ama bu böyle sürdü.

Bazı anlarda cesaretim kırılıveriyor.Bir uçurtmaya,gözlerimi ayırmadan uzunca bir süre bakabilecek cesareti bile bulamıyorum kendimde.Uçurtmanın dengesi bozulacak,kuyruğu dolanacak ya da ipi kopacak gibi geliyor.Bir şeyler iyi gitmediğinde ve tüm bunlar üstüste geldiğinde,insan,bundan böyle yaşananların ve yaşanması muhtemel olanların kötülükten başka bir şey getirmeyeceği hissine kapılıyor.Bir adım sonrasında toprağın ayaklarının altından kayıp gideceğini düşünmek gibi bir his bu.
Her adımı boşluğa atmak gibi..

Anne bir kere öldü mü artık bütün zaman dilimleri, olaylar onun ölümüyle tarif ediliyor;
annem öldükten bir yıl sonra, annem ölmeden iki ay önce, annemin öldüğü yıl.
İnsanın aklında bir tek o kalıyor, sonrası gereksiz teferruat..

Şanzelize düğün salonu post modern arabesk, sufi, popüler bir roman. Modern çağda acı çeken bir bir adamın intihar tadında konuları işlediği, Onur Ünlü filmleri tadında bir örgüsü olan bir roman. Romanın bütün kahramanları acı çekmektedir. Romanı okuyan ve kalp taşıyan her insan da okuma acısı çekmektedir.

Zaman diyorum, biraz daha zaman. Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler.

Bir kadını sevmeye başladığınızda dünya gitgide tenhalaşıyor.

Gözündeki yaşı içine akanın, yarası kuruyup kabuk bağlamaz.

İnsan kendi yerine yaşar kendi yerine ölür oğlum.Yüzünü kalbine dön.Yalancı bir peygambere inanmaktan daha kötüsü, bir peygambere yalandan inanmaktır.

bu kaçıncı yerlebir oluşu kalbimin?
bu gece kaç kez doğup, kaç kez öleceğim?..
bir vadi dolusu ölümüm olsa, bir vadi daha olsun isterim.

Kapı vuruşlarından ölebilir mi bir insan? Ölebilir belki. Kapıya vuranlar aynı zamanda sizin yorgun kalbinize de vuruyorsa, göğüs kafesiniz paramparça olur ve kırık kaburgalarınız bir süre sonra aşırı baskıdan dolayı yavaş yavaş, acıtarak iç organlarınıza saplanırlar. Bu da ağır bir iç kanamaya sebep olabilir. Kapıyı açmazsanız ölürsünüz. Bazen açtığınızda da!

Gitmek istmezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum.
Şiir kalsın istersen , sadece otursak.
Oturmasan da olur benimle , sadece elimi tut.
Ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak
Yüzüme bak ama Anna , yüzüme bak
Gözlerimin içine bak.Gözlerim biraz karanlık…

Sen sen oldun. Ben ben oldum. Ne sen umdun. Ne ben umdum

İstanbul sadece fotoğraflarda yoksulların arkasında durur.

Vakit varlığın nefesidir. Zamanın eceli geldiğinde varolan her şeyin de eceli gelir.


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ