Anlamlı Güzel Sözler

Kova kova acı çektim keder kuyularından, Kimin ne hali varsa gördüm.. Artık ne halim varsa görme vakti.

Atakan Korkmaz


Şiir Sokakta Sözleri
Şiir Sokakta Sözleri

Şiir ahenkli bir şarkıdır. Mısra, hece ölçülerinin kullanıldığı bazen teknik yöntemlerle bazende serbest ölçü ile tamamen şairin ellerine bırakılan edebi yazı türüdür. Bu yüzden şiirin  Türk Edebiyatı için önemli bir yeri vardır. Aynı zamanda şiir insan kalbini ferahlatan güzel sözlerin bir araya toplanmasıdır. Bu yüzden şiir insan için değerli bir nefes aralığı duraklama yoludur. İnsanın bu durağı güzel değerlendirmesi gerekir. Zihindeki olumsuz düşüncelerin yazıya aktarılması ile sanatsal yazılar ortaya çıkar. Şiirde bu sanatsal yazıların arasında yer alan örneklerdendir. Bu yüzden insanlar yeni bir akıma uymaya başladı. Şiiri hayatın her alanına taşımaya karar verdi. Bunun sonucunda şiiri sokağa dökerek  bir çok insanın şiirden istifade etmesine zemin hazırladı.

Şiir üzerinden kurulan dostluklar başka bir şeye benzemez.

Aşk gelecek yerden şiir esirgenmez.

” ‘ Geçmiyor gülmekle hüznüm, belki ağlarsam geçer’ diyerek Kız Kulesi’ne doğru dalgın bakışlardayım. Geceden sabaha yürüyor, oturuyor, sabahçı kahvesinde çay içiyor, şiirokuyorum. I-ıh. Geçmiyor.”

Çayı açık severim ama seni çok koyu sevdim ben.

Şiir sokakta falan değil bayım…
Şiir yokluğunda…

Sen onlar gibi değildin. Anlar gibiydin.

Sen Mavi gibi bir Duyguydun,
Ben Mavinin
En Aşık oldugum tonuydun.

Alarmım düne kurulu, her sabah sana uyanıyorum.

Bir lokma simit için iki yakayı değiştiren martı
simite mi aşıktır ? Yakaya mı?

Yüreğimdeki duruşunu seviyorum.

“En çok yağmuru severim ben.
Yağmur darılmaz mesela,
Ne üstüne basana,
Ne şemsiye açana.”

Önüne bakmasan diyorum, çarpışsak artık.

Sen içerdeyken ben
Sinemalara gittim

Mavi gibisin, her tonun güzel.

Bütün filmlerini seyrettim
O sevdiğimiz artistin

Bir mısra daha söylesek, sanki her şey düzelecek.

Sen içerdeyken ben
Vita kutularında çiçek yetiştirdim

İkimiz birden sevinebiliriz. Göğe bakalım.

Sokakta top oynadım çocuklarla
Ayakkabılarımı eskittim

Söylediklerine değil ki, ben sesine inanmıştım.

Güneşe karşı durdum sabahları
Geceleri bir başıma yıldızları bekledim

Tahammül gerek özlem iyice arsızlaştı.

Annenin gönlüne su serptim
Aldırma dedim aldırma

Yanaklarım dururken canımı sıkman çok saçma.

Bir şarkı söyle, bir dilek tut herkes için
Bir ada rüzgarı gibi

Herkese selam, sana hasret.

Sürtünerek geç hayata
Bir sarmaşık gibi tutun

Yarından bir şeyler beklemekle geçiyor ömrümüz.

Ve değer ver hatıralara
Aldırma dedim
Sen annesin, aldırma

Seni hep seveceğim geçelim bunu.

Sen benim yerde bulduğum gökyüzümsün.

Bana yüzünü dönme gece oluyor sanıyorum.

Yarın ölecekmiş gibi değil de,dün ölmüş gibi yaşıyorum.

Yalansan yalanı severim elimde değil.

‘Bayım; bu gidişleriniz beni şair, sizi şiir yapacak… ”

Sen bile bilemezsin gülüşün ben de kaç bahar eder.

Sağlam bir halatla çekiyorum acıyı kendime doğru..

Çünkü her bir zerrem aşık her bir zerrene.

“Tehlikeli sayılmam artık.
Kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum”

Ve aşk senin tenezzül bile etmediğin gözlerimde kaldı.

İnanın kendimin
“Yokluğunda çok kitap okudum”

Senin gülüşün ilkbaharda daha renkliydi.

“Dünyaya bir kadının eli değse Zeyna!
Şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa
Tozlar havalansa…”

Gülümse biraz ilaç alacak param yok çünkü…

*Sevmek her zaman yaklaşmak değildir. Bazen uzaktan seversin çok uzaktan.

Yemin ederim intiharsın sen seve seve edilen.

*Kelepçelendim ulan sana

Konu ne zaman senden açılsa kapatmaya kıyamıyorum.

*Geceler onunla güzeldi. O gitti, ne gece gece. Ne de güzellik var gecede.

Bir gamzesi var beni Allah koruyor.

*Sesini duysam susacağım.

Salıncaktan düşen bir çocuk, hiç küser mi parka?

*Aşk gelecek yerden şiir esirgenmez

Sen mavi giyin, ben denizi unuturum.

*Tahammül gerek özlem iyice arsızlaştı.

Gidecek zamanı buldun. Tam da kokunu ezberlemiştim.

*Sen aklıma gelince her şey gülümserdi

Ve güldün, rengarenk yağmurlar yağdı.

*Yarından bir şeyler beklemekle geçiyor ömrümüz.

Bana da yazıklar olsun. Çağırsan yine geleceğim.

*Bir gamzesi var beni Allah koruyor.

Evet, kimsesizdik ama umudumuz vardı.

*Bir lokma simit için iki yakayı değiştiren martı
 simite mi aşıktır ? Yakaya mı?

Bir bilsen ne kadar özlendin. Utanır nefes olur gelirsin.

*Nolur yine eskisi gibi olalım.

Seni özlemek bile sen varsın diye güzel.

*Benim sadece “SANA” ihtiyacım var. Sesine, gözlerine, mesajlarına, cümlelerine.

Kaç şeker atarsan atarsan at. Yalnız içiyorsan, acıdır o.

*Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur.

Kış geliyor, oysa çok isterdim ellerini ısıtmayı.

*Göğe Bakalım.

Gel, benim için değil, yemin ederim değil. Başka bir konu var.

*Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme ben cahil kalayım.

Oluruna bırak, olmazsa tekrar bırakırsın.

*Hiç bir yüz güzel değil senin yüzünden

Sen aklım ve kalbim arasında kalan en güzel çaresizliğimsin.

*Bir bilsen ne kadar özlendin. Utanır nefes olur gelirsin.

Derdimin dermanı sensin. Bana bir duanın amini gerek.

*Seni özlemek bile sen varsın diye güzel.

Sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor.

*Sevilmek için yalvarıyoruz ÇAĞA BAK.

Gittin… Ve solumda kaldın ve soluğumda ve sonumda.

*Kış geliyor, oysa çok isterdim ellerini ısıtmayı.

Başka havalar getir bana içinde biraz bahar olsun biraz sen.

uyuyamadığım gecelerde yanımda değil, aklımdaydın

Sen bana Allah’ın emanetisin. Seni sevmek aşktır bana.

ah müzeyyen, gözükmeyen yaralarım var canımı daha çok acıtan.

Ve beni birden bire yüzünü değil, gözünü değil, sesini göresim geldi.

her şeyi çok hızlı tüketiyoruz. sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, insanlığı.

Sen benim ilk şiirim, ilk kavgam, sen benim 17 yaşımsın.

fakat müzeyyen, seni mutlu edeceğim günleri özlemle bekliyorum.

O kadar güzel gülüyor ki tamam diyorum bu kadar yaşadığım yeter.

fakat müzeyyen, ben kendimde değilken senin yollarında buluyorlar beni.

Kim istemez mutlu olmayı, ama mutsuzluğa da var mısın?

bazı şeylerin olmayacağını bilirsin. fakat vazgeçemeyeceğin kadar güzel hisler yaşattıkları için istemeye devam edersin.

O senin neyin olur dediler. Uzaktan dedim uzaktan yandığım olur kendisi.

yüzünü görmeden,
sesini duymadan,
elini tutmadan,
dahi çok sevmiştim seni.

Ötesi yok bu duanın benim ol. Benimle, aklınla, aşkınla bin yaşa.

fakat müzeyyen, beni hatırlamış olman canımı öylesine yaktı ki bir bilsen. çünkü hatırlamak için önce unutmak gerekir. senin beni unutmuş olmana katlanamıyorum

Sensiz bir gün daha akşam oldu. İçim el vermiyor. Biz buna “gün” demeyelim.

insanlar, onlara muhtaçmışsınız gibi davranmaya başladıklarında; hayatınızdan çıkarın.

Bazen aşk iki lafı bir araya getirememektir. Seni dersin. Tükenir nefesin.

insanlar, onlara muhtaçmışsınız gibi davranmaya başladıklarında; hayatınızdan çıkarın.

Sen güldün ben bir yudum daha içtim çaydan. Yoksa nasıl açıklardım, içimdeki sıcaklığı.

fakat müzeyyen, beni bıraktığın boşluktan çıkabilecek gücüm yok. tut elimden çıkar beni.

Özletiyor bu çılgın sağanak seni. Sırılsıklam özletiyor biliyor musun?

o kilometrelerce uzaklaşır, ama hissettirdikleri hep senin yanında kalır.

Bir şehir ol. Mesela, Antalya gibi. De ki; denizim kuruyana kadar seveceğim seni.

olmasını çok istediğin şeyler olduğunda, istediğin gibi olmadığını fark ediyorsun.

Ben seninle oturup susmayı bile sever oldum. Yeter ki yanımda ol.

uyut beni kollarında.

Belki de biraz geç rastladım sana. Ama her şey geç gelmiyor mu yurdumuza.

sen yaranı merhem olması umuduyla onunla paylaşıyorsun. o bir süre sonra yarayı deşmeye başlıyor, daha derin yaralanıyorsun.

Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme ben cahil kalayım.

seni kitap koklar gibi seviyorum
buna eminim.
çünkü ben çok sahaflar gezdim
sana kavuşabilmek için

Aramızda dağlar, yollar, yıllar var iken. Beni sana sımsıkı sarılı görenler olmuş.

geleceğim bekle dedi gitti
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu
ama kimse ölmedi..

Geceler onunla güzeldi. O gitti, ne gece gece. Ne de güzellik var gecede.

bir martı göğü ikiye bölüyor
yakınlarda deniz olmalı diyorum
sonra gözlerin aklıma geliyor.

Benim şiirlerim çay kokar, düşerimde sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen.

ayrılığın bedelini, çekerek binlerce kez ödedim
bu şehirleri, bu sokakları
adım adım, milim milim boynu bükük gezdim
şu an ne haldeyim, ne dertteyim nereden bileceksin be gülüm
onun için en son dileğim son kez
ölmeden göreyim

Bir lokma simit için iki yakayı değiştiren martı simite mi aşıktır? Yakaya mı?

ben birini sevmiyordum
o da beni sevmiyordu
bir gün bir yerde randevulaştık
ben gitmedim
o da gelmedi

Sen güldün, ben bir yudum daha içtim çaydan. Yoksa nasıl açıklardım içimdeki bu sıcaklığı.

terketmedi sevdan beni,
aç kaldım, susuz kaldım
hayın, karanlıktı gece,
can garip, can suskun,
can paramparça
ve ellerim, kelepçede,
tütünsüz uykusuz kaldım,
terketmedi sevdan beni

Bugün gökyüzü ayrı bir mavi, bulutlar ayrı bir beyaz, kalbim ayrı bir aşık.

neler yapmadık şu vatan için
kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik

Gözlerin ülkem gibidir. Kokun özgürlük, ellerin direniş, kalbin ise bende ki devrimdir.

bekliyorum
öyle bir havada gel ki
vazgeçmek mümkün olmasın

Ben senin en çok sesini sevdim. Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi.

anne girmem bu oyuncak dükkanına
orda toplar, tayyareler, tanklar var.

Açık çay içerdi hep. Demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş, öyle derdi.

seviyorum söğüt dalı atımı
tekme atmaz, ısırmaz

Sevmek her zaman yaklaşmak değildir. Bazen uzaktan seversin çok uzaktan.

ben yaşamak istiyorum
ağaç gibi sessiz sessiz ve rahat
karınca kararınca değil,
serile serpile boylu boyumca.

Git diyorsun da, olmuyor işte git demekle. Ben de sana sev diyorum mesela. Sevebiliyor musun?

anne girmem bu oyuncak dükkanına
orda toplar, tayyareler, tanklar var.

Dışarıya yağmur, yüreğime hasret, fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden bir bilsen.

sen bana bakma
ben senin baktığın yönde olurum

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. Hani kurşun sıksan geçmez geceden. Anlatamam nasıl ıssız, nasıl karanlık.

dedim “gözlerinin rengi ne?”
dedi ki kara sevda.

İyi geceler canım derdin. Gecenin iyiliğinden çok, canın olma düşüncesi yeşerir dururdu içimde.

pencere, en iyisi pencere;
geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;
dört duvarı göreceğine.

Gecenin rolünü üstüne alma kadın. Uykuya dublaj yapma. Şairlere, şiirlere kanma kadın kapat gözlerini bu sahnede ölüyorsun!

yağmur darılmaz mesela
ne üstüne basana
ne şemsiye açana!

Yine gece yine hüzün ve yine içimde sen… Ve yine biliyor musun? İçimde sen olunca hüzün de güzel.

“özlemek ne garip.
ölüyorum sanıyorsun, ama ölmüyorsun.”

Evet ağlamaklı oluyorum demdir bu. Hani kurşun sıksan geçmez geceden. Ve zehir zıkkım cigaram. Gel artık.

mutluluk fakiriyim, yalnızlığın zengini,
bahtım yokuşta kalmış, bulamıyor engini.

Belki de konuşuyordur gözlerin. Ama ben gözce bilmiyorum ki. Sessizce biliyorum, usulca biliyorum, masumca biliyorum.

nurten, su bulutlara bak sen
sanki hepsi birer koyun
cabuk soyun.

Ağzımın tadı yoksa hasta gibiysem, boğazıma düğümleniyorsa lokmalar, buluttan nem kapıyorsam, inan hep güzel gözlerinin hasretindendir.

“ne iş
mi yaparım
yolculuk ederim
göğe bakarım


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ