Anlamlı Güzel Sözler

Güzellik kısa süren bir saltanattır.

Victor Hugo


Recep Tayip Erdoğan Sözleri
Recep Tayip Erdoğan Sözleri

Türkiye Cumhuriyetinin şuan ki cumhurbaşkanıdır. Aslen Rizeli fakat İstanbul’ da doğmuştur. İmam Hatip Lisesinden mezun olmuş  fark derslerini vermiş bu sayede Eyüp Lisesinden diploma hakkı kazanmıştır. Gençlik yılları onu sosyal hayata ve siyasi içerikli konulara çağırmış ve aynı zamanda amatör olarak futbol ile de ilgilenmiştir. Geçirdiği tüm bu zamanların tümünde siyasi kariyerinde her seferinde yükselmiş ve adım adım yukarıya çıkmıştır. Recep Tayip Erdoğan sözleri estetik bir yapı barındırır. Çünkü kendisi aynı zamanda hatiptir. Recep Tayip Erdoğan Konuşmaları da içerik olarak düzgün bir yapıya sahiptir. Lider karizması ile göze çarpan bir isim olmuş ver yerinde yaptığı çıkışlar ile bir çok insanı etrafında toplamıştır. Recep Tayip Erdoğan Yazıları da oldukça güzeldir. Aynı zamanda edebiyatla ilgilendiği için şiir seslendirmeleri de yapmıştır. Bu yönü ile Recep Tayip Erdoğan Şiirleri de oldukça dikkat çekmiştir. Kendisi oldukça başarılı bir kariyere sahip olarak bir çok insana kendini sevdirmiştir. Aşağıda paylaşılan sözler haricinde Recep Tayip Erdoğan Resimli Sözler ve Recep Tayip Erdoğan Facebook Kapak Fotoğrafı sözlerine de bakarak sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilir ve sevdiklerinize yollayabilirsiniz.

Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik.

Biz ancak rükûda eğiliriz.

İnsanlığın önünde cansız inekler var. Gelin bu inekleri kaldıralım, insanlık kurtulsun.

Biz, Ankara’da aşılmaz duvarlar ardına gizlenen hükümetlerden değiliz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve bu kahraman milletin Cumhurbaşkanı olmaktan şeref duyuyorum.

Türkiye, kendisine din olarak Kemalizmi almış, başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir. Oysa en üst belirleyici İslam’ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir.

Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olunca ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisi bir arada olamaz.

Türkiye, “ceberrut devlet” anlayışından kurtulmuş, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını esas alan bir yaklaşıma geçmiştir.

Onuncu Yıl Marşı okumakla Türkiye raylarla donanmıyor. Bu işler lafla olmuyor. Marşı oku, demir ağlarla ör. Neyi ördün yahu, neyi?

Ellerini ovuşturarak Türkiye’nin sıkıntıya düşmesini,diz çökmesini, pes etmesini bekleyenleri bugüne kadar sevindirmedik, sevindirmeyeceğiz.

Bu anayasa ırkçıdır ama “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı” diye bir anlayışı getirmiştir. Bir çatışma var anayasada. Bir taraftan bir Kürt’ün kalkıp da Türk aleyhine konuşmasını suç unsuru telakki ediyor ama bir Kürt’ün aleyhine konuştuğun zaman onu alkışlıyor. Ee bu mantık çelişkidir. Üstünlük ancak Hakk’a olan yakınlıkla ölçülür.

Yurdu demir ağlarla ördük dediler. Ne ördünüz laftan başka? Ama bak, biz örüyoruz. Öreceğiz inşallah. Daha da devam edeceğiz.

Bundan sonra, ne Fethullahçı Terör Örgütünü, ne de diğer terör örgütlerini destekleyenlere en küçük bir merhamet gösterilmeyecektir.

Bu mücadeleyi iktidara getirme noktasında eğer benim emir komuta merkezim bana “papaz elbisesi giymen gerekiyor” diyorsa yaparım dedim. Papaz elbisesi dahi giyerim. Bu var mı usulün içinde? Var tabii ki.

Şimdi diğer parti liderleri beni Yüce Divan ile tehdit ediyor ama bilmiyorlar ki ben bu yola çıkarken kefenimi yanıma aldım.

Sokağa çıkma imkanı bulamayıp evinde duasıyla, yüreğiyle, gözyaşıyla buğz eden vatandaşlarımın her birine teşekkür ediyorum.

İşte fetih (İstanbul’un fethi), bizim insanlığa sunduğumuz bir hoşgörü örneği ve bugünkü tarifiyle temel insan hak ve özgürlüklerine dair mükemmel bir uygulamadır.

Biz kaybedeceğiz onlar kazanacak, yok öyle şey. Onlar kaybedecek biz kazanacağız, o da adalet anlayışımıza ters.

15 Temmuz’daki teşebbüsün adı vatana ihanettir. Dünyada vatana ihanetin cezası ne ise, bu teröristler de aynı cezaya maruz kalacaklardır.

Bana diyorlar ki, “Sen Rizelisin. Sen Laz’sın.” Diyorum ki, “Laz değilim” Gittim, babama sordum. Babam, büyük dedesine sormuş. Molla bir zattı. Şu cevabı vermiş: “Yarın öleceğiz, Allah bize soracak: Rabbin kim, nebin kim, dinin ne? Ama bize ‘Kavmin nedir?’ diye sormayacak. Sana sordukları zaman ‘Elhamdülillah Müslümanım’ de geç.

Dersim bombalanırken bu ülkenin başında kim vardı.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Mehmetçiklerimiz bizim gözbebeğimizdir.

Türkiye’nin yapılacak çok işi var beyler, boşa kürek çekmek sevdasından kurtulamayanlar bunun bedelini ödeyeceklerdir. Buyursunlar boşa kürek çekmeye devam etsinler.

Kralların değil Kuralların hukukunu inşaa edeceğiz.

Gözlerini kırpmadan milletin üzerine ateş edenler sandılar ki, bu millet korkacak, meydanları, sokakları bırakıp evlerine çekilecek…

Her soruna illa ki bir ad koymak gerekiyorsa, Kürt sorunu… Adına ister “kökeni Kürt vatandaşlarımızın toplumsal talepleri” deyin, ister “Güneydoğu sorunu” deyin, isterseniz “Kürt sorunu” deyin… Sorunlar, anayasal düzende, demokratik cumhuriyet sistemi içinde ve daha çok demokratikleşme yoluyla çözülmeli.

Artistlik yapma! İyi bir sanatçısın. İyi bir sanatçısın terbiyesizlik yapma!

İradelerini Fethullahçı terör örgütüne teslim eden şer çetesinin teşebbüsleri, milletin ve devletin iradesi karşısında başarısız olmuştur.

Etnik unsurlar vardır. Kürt’ü vardır, Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Arnavut’u, Boşnak’ı, Türk’ü vardır. Bunlar ülkemizde bir alt kimliktir. Bunun bir tek üst kimliği vardır; o da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır.

Biz mafyanın, çetenin veya çetelerin avukatı değiliz. (Baykal’ın Ergenekon’un avukatıyım sözüne cevaben)

Bu alçaklarla mücadelede milletimizin duruşu herşeyden önemlidir. Durmak yok, çekilmek yok. Meydanları boş bırakmayacağız.

Biz kaybedeceğiz onlar kazanacak, yok öyle şey. Onlar kaybedecek biz kazanacağız, o da adalet anlayışımıza ters.

Yapılabilecek tüm jestleri yaptık. Kopenhag kriterlerini yerine getirdik. Artık Avrupa’dan delikanlılık bekliyoruz.

Bu vatana ihanet edenler, bu ihanetin bedelini ödeyecek.

Türkiye’nin dostluğu ne kadar kıymetliyse düşmanlığı da o kadar şiddetlidir.

Başbakanlık koltuğuna oturmadan ölürsem gözüm arkada kalır. Allah nasip ederse bir nihai hedefim Çankaya Köşkü’ne çıkmaktır.

Biz, bu kutlu davaya başımızı koyduk. Bu darbe girişimi Allah’ın izniyle püskürtülecektir.

Önemli olan boy değil, önemli olan soy, soy!

Kişiler laik olmaz devlet laik olur, laikliği savunma anlamında ben de laikim ancak İslam’ın karşısına karşısına koyarsanız değilim.

Biz geçmişte darbecilere, vesayet odaklarına karşı verdiğimiz mücadelede ne kadar samimiysek, terörle mücadelede de o kadar samimiyiz.

Bugün evet diyenler de kazanmıştır, hayır diyenler de kazanmıştır. Her bir vatan evladı bu akşam büyük bir kazanç içindedir. İsteseler de istemeseler de her vesayetçi anlayış kaybetmiştir. Bugün bu akşam kaybeden darbeci anlayış olmuştur.

Saygı duruşu sap gibi durmaktır. Saygı duruşu yerine dua edilmeli. Sap gibi durmanın manasını anlayamıyorum.

Biz, gerektiğinde tüm fertleriyle inancı, vatanı, bayrağı, devleti uğruna savaşabilen, bunu göze alan bir milletiz

Biz Yezidi de olsa teröre bulaşmadığı sürece, insana insan olduğu için yine değer veririz.

Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere yer yoktur. Kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir. Ben İslam’ı devlet planı içinde düşünüyorum.

İslam dünyasının umudu Türkiye’dir.

İslam’ın yüce değerlerine ve Hz. Peygamber’e hakaret, fikir ve inanç hürriyeti içinde değerlendirilemez.

Mahalle baskısı, mahalle baskısı deniyor ya, asıl mahalle baskısı bu ülkede ‘ben içmiyorum kardeşim, sen buyur iç’ diyenlere. Bunlara yapılıyor mahalle baskısı.

Bizi birbirimize düşürmek isteyen kesimler, kendi karanlıklarında boğulacak.

Bizim değerlerimizde yol engel tanımaz. Önünde cami bile olsa eğer yol oradan geçecekse, biz o camiyi yıkarız, gideriz o camiyi başka bir yerde inşa ederiz.

Biz bu milletin sofrasına bereket katmak için, aşına aş katmak için geldik.

Gençler dik durdukça bizi kimse yolumuzdan çeviremeyecek.

Bu süreçte kimse bizim karşımıza Kürtlükle de Türklükle de çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız.

Aramıza ayrımcılık tohumu atanlara, nifak tohumu ekmek isteyenlere, bu ülkeyi bölmek isteyenlere ben ‘yazıklar olsun’ diyorum.

Bu millet bir olursa aşamayacağı engel yok.

Amerika kıtasının 1492’de Kolomb tarafından keşfedildiği iddia edilir. Oysa Kolomb’dan 314 sene önce, 1178’de Müslüman denizciler Amerika kıtasına ulaşmıştır.

Sen ne mutlu Türküm diyene dersen o da ne mutlu Kürdüm diyene der.

Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.

Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum. Onun için fırsat eşitliği demeyi tercih ediyorum. Kadınlar ve erkekler farklıdır, birbirinin mütemmimidir.

Siyasetin tek limanı ahlaktır.

Komşumuza, arkadaşımıza, dostumuza Türk diye, Kürt diye, Alevi, Sünni diye baktığımız gün, terör örgütünün tuzağına düştüğümüz gündür.

Benim fakirim onurludur, gururludur. Senin kapına gelmesini beklemeyeceksin. İcabında, sayın valim, sayın kaymakamım atlayacaksın kamyonun şoför mahalline, gerekirse sen gideceksin. Kapıyı çalacaksın, kömürü sen vereceksin, sobayı sen vereceksin. Ya bunu yaptığın gün bu Türkiye ne olur biliyor musun? Uçar uçar.. Bu noktaya gelir.

Demokrasi bir tramvaydır, gideceğiniz yere kadar gider orada inersiniz.

Vakit mezhep, meşrep, etnik kimlik siyasetiyle ayrışma değil; bir olma, beraber olma, birbirimize kardeş olma vaktidir.

Devlet adamlığı ünvanını taşımak gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri düşünerek hareket etmeyi gerektirir.

Oku, düşün, uygula, neticelendir.

Küçük azınlığın Türkiye`de Kaos oluşturma girişimleri asla başarılı olamayacak. Bu ülkenin sahibi artık Millettir.

Parası olana bakarız, parası olmayan başının çaresine baksın. Yok böyle bir şey. Göreve geldik hastanelerden rehine toplanıyordu. Ama şu anda bir tane böyle rehine gösteremezsiniz. Niye? Benim vatandaşımı hastanede rehin alacak olanın alnını karışlarım. Yok böyle bir şey.

Elhamdülillah müslümanım diyenlerin, şeriatçıyım demesi de gerekir.

Türkiye bizim ortak hayat alanımız, ortak sevdamız, ortak geçmişimiz, ortak geleceğimizdir.

Türkiye’nin mutlu ve müreffeh yarınlara emin adımlarla ilerlemesi için, İtalya’da ‘Temiz Eller’ operasyonu yapıldığı zaman ‘Bizde bu ne zaman yapılacak?’ diye hayran hayran bakanlar, ülkemizde bu adımlar atıldığı zaman niçin rahatsız oluyorlar? Soğuk savaş yıllarından kalma yanlış alışkanlıklardan, gayri meşru arayışlardan, hukuk dışı yapılanmalardan Türkiye er ya da geç kurtulmak durumundadır.”

Bu devlet, bu ay yıldızlı bayrak, bu Cumhuriyet bizim hepimizin.

Dini bayramlar, kardeşliğin, hoşgörünün ve dayanışmanın egemen olduğu, birlik ve beraberlik duygularının pekiştiği müstesna günlerdir.

Memur ne demek? Emir alan demek. Siz hangi memurun emir aldığını gördünüz. Hangi memura bakarsanız bakın değerli kardeşlerim emir almaz, emreder. Ve vatandaşına kılı kıpırdamaz. Nereye giderseniz gidin bunu görürsünüz. Ve bunlar, ben bazen Bakan arkadaşlarıma söylüyorum, ’Aman ha, şu altınızdakilere dikkat edin. Ve bunlara çok ciddi takip koyun. Ve bunlar farkında olmadan kilimi ayağınızın altından alırlar.

Zannediyorum, arkadaşımız Fransız mı? Ama Türkiye’ye de Fransız… Biz de böyle güzel bir söz var: Türkiye’ye çok Fransızsınız

Biz, kaderin üstündeki kadere teslim olarak mücadelemizi sürdürecek ve eğilmeyeceğiz. Biz sadece rükûda eğiliriz, başka yerde asla.

Bizi yargıyı siyasallaştırmakla itham edenler, şu anda kendi oturdukları makamları bir siyasi partinin il başkanları gibi kullanabilme cüretini gösteriyorlar. Bunlar kendilerini Cumhuriyetin tek ve yegane sahibi sanıyorlar.

Kadına kalkan her el, tüm insanlığa kalkmıştır. Kadının onuruna, haysiyetine yönelik her türlü saldırı, tüm insanlığa yapılmıştır.

Bu ülkede zaman zaman bir takım karanlık güçler, kirli senaryolarla kirli oyunlarla bir takım provokasyonlarla siyasete rota çizmenin gayreti içinde oldular. Bunu 28 Şubat’ta yaşadık. Bu iktidarımız döneminde çeşitli şekillerde yaşadık. Bir takım sahte hocaları kullandılar. Çetelerle bir takım oyunlar sahnelendi. Danıştay saldırısı gibi suikast girişimleri gibi terör saldırıları, Dörtyol, İnegöl provokasyonları gibi tahriklerle millet korkutulmaya sindirilmeye çalışıldı.


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ