Anlamlı Güzel Sözler

ey sevdiğim ... seni sevenleri tersleme, kırma ,üzme. seni sevenlere ,senin sevdiğinin sana nasıl tepki vereceğini düşünerek, sen de ,seni sevene ,senin sevdiğinin sana verdiği tepkiyi hayal ederek tepki ver .

aşık


Canan Tan Sözleri
Canan Tan Sözleri

1951 tarihinde dünyaya gelmiştir. Ankara’ da dünyaya merhaba diyen yazardır. Üniversite eğitiminde eczacılık okumuştur. Yer alan sohbetlerinde ise okuyucuları sürekli ona eczacılığı bitirdiği halde neden yazar olduğunu sormuşlardır. Edebiyata dair bir çok farklı türde yazı yazmış ve bu yazılar ödül almıştır. İzmir gazetesinde yerini alarak bir süre köşe yazarlığı yapmış daha sonra ise Milliyet Gazetesinde eski Pazar yazıları yayınlanmıştır. Genel olarak bakıldığında yazılarında yaşanan yolları esprili hale getirerek sunması yazarın beğenilmesini sağlamıştır. 10’u geçkin kitabı vardır. Kaleme aldığı kitapları okuyucu kitlesi tarafından ilgi ile karşılanmıştır. Romanlarında aşk üzerine yoğunlaşmıştır. Yüreğim Seni Çok Sevdi kitabı oldukça yüksek bir okunma oranına sahip olmuştur. Romanlarında genelde baş kahraman kadınlardır. Yaşanan bir dizi olay sonunda bazen güzel bazen kötü sonlarla okuyucu ağlatan yazarlardandır. Sizde Canan Tan kitaplarını henüz okumadıysanız hemen okumaya başlayın.

Çalacağın kapının ardında, görmeyi umduğun kişi yok artık!

“Yarınların ne getireceğini kestirmek mümkün değil…”

“En koyu umutsuzlukların içinde bile küçük de olsa bir umut vardır.”

En acısı da ne biliyor musun?
“Aslında sana hiç sahip olamadığımı, seni
kaybettiğimde anlamış olmam.”

“Ölüm her zaman bizimleydi,her zaman da bizimle olacak.İnsan varlığının ayrılmaz bir parçasıdır o.Çünkü ölüm sorunun anahtarı,yaşam kapısının kilidini açar.”

Sabrı burada öğrendim ben,
Küçücük sevinçlerle avunmayı da…

Nâzım da o sevda yüklü dizelerini eliyle bir kenara itip, daha sıcak bulduğu kollara koşmamış mıydı?
Haşim’in yaptığı, onunkinden çok mu farklı?
Kendince tanrılaştırdığın, tapınmaktan gurur duyduğun putların, gerçekte basit birer taş parçası olduğunu ne zaman kavrayacaksın?
Ama. gönlün gerilerde bir noktaya takılı kaldıysa eğer, sevinebileceğin bir gerçeklik duruyor orada.
İşte şimdi, Nâzım’ın kızıl saçlı Piraye ‘siyle tam olarak özdeşleştin.
Kutlu olsun.

“Sen birini seversin ama o senin varlığından bile haberi yoktur…”

Hesap kitap bilmez çocuklar.Sevgi vardır küçücük dünyalarında, nefretle tanışmamışlardır henüz.Su gibi saf, berrak ve katkısız gülüşleriyle ışık saçarlar çevrelerine.

“Beklemek; eli kolu bağlı oturmak, demek değil! Önünde duran kapalı kapıları aralamayı, aralık duranları da ardına kadar açmayı bilmelisin.”

Evlilik dedikleri bu işte. Kimine cennet, kimine göre iki kişilik hücre.

Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin

Gittin…
Bir yemin kaldı aramızda
Yarısı senin
Yarısı benim…

Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın. Ben de seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım.

” Çölde kalmış bedevi misali susamışız sevdiklerimize. ”

”Sen tüm şatafatlı tanımlardan sıyrılıp en doğal halinle yaramazlık yapan çocuklar gibi boynunu bükmüş bağışlanmayı beklerken, ben sana aşık oldum !”

Uyuyalım mı artık?
En son ne zaman yanında uyudum,çıkaramıyorum.Ama hiç unutmadığım bir kare var anılarımda…

“İyiyle kötüyü, siyah ve beyaz gibi, keskin çizgilerle kim ayırabilmiş ki? Siyahın içinde biraz beyaz, beyazınkinde de siyah yok mudur? Hem, yaşamın başka renkleri de var. Sorun, onları görebilmek ya da siyahla beyaz arasında çakılı kalmakta. Bu aşamayı gerçekleştirmeyi başaranlara “mutlu insan” diyorlar…”

“Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın. Ben de seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım.”

Yeniden iz peşine düştüm,farkında mısın?
Senin izinin peşine babacığım! Her zaman olduğu gibi…

Allah erkeğe altını haram kılmıştır, neden mi? Çünkü erkeğe yakışan tek mücevher, kadındır.

Sığ insanlarla laklak edecek zamanım yok benim.

”Sen, gözlerinden ateşler saçarak, zehirli oklarını bana yöneltirken, ben sana âşık oldum.”

Ölü evi…
Ne soğuk bir tanımlama!
Daha dün, yüzü yaşama dönük, sıradan bir evdi oysa.

Ne benim sözüm geçer bu iklimde ne de senin. Böyle gelmiş böyle gider, son söz töre’nin.

şuan, aramızda hiçbir şey olmamış gibi senin peşine takılıp, kişiliğimi yerlerde süründüremem.

Mesela sen şimdi gelip bana “Seni seviyorum” desen,
üşenmeden bir yaşıma daha girerim…

Sen kördün, göremedin. Beriki dilsiz! Dillendiremedi yüreğindeki talanı. İkiniz… El ele… Göremediklerinizi, dillendiremediklerinizi sonsuza dek suskun kalmaya mahkum ettiniz.

Odalara kilitledim hasretini
Sen koktu odalar

Bir çocuğu mutlu etmenin, yalnızca masraflarını karşılamaktan ibaret olmadığını bir görebilseler.

”Büyük acılarla yara almış insanlara, ‘Zaman her şeyin ilacıdır.’ lafı küfür gibi gelir.”

ÖLÇÜ
Sevdiğin müddetçe
ve sevebildiğin kadar,
Sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe
ve verebildiğin kadar gençsin

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum.

Kapatılmamış parantez bırakmayacaksın ardında!

”Dün gökyüzüne bir avuç yıldız fırlattım. Karanlığında aydınlığım olsun diye. Şimdi sensizliği kalbime fırlatıyorum, bıraktığım yerden dönesin diye.”

Çocuk, kadının en özel, en nadide eseriydi. O eserin beğeni görmesi, sevilmesi onurlandırırdı kadını. Kendi verdiği sevgi yetmezdi, çevresindeki herkes çocuğunu sevsin isterdi. Özellikle de babası!

Birinde kül olduysan, bir başkasını ısıtamazsın.

”Fiziksel bir engeliniz var mı sorusu içime dokunmuştu nedense. Yok dedim, yalnızca kalbim kırık.”

“Sizin hiç babanız öldü mü
Benim bir kere öldü,kör oldum
Yıkadılar,aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu,kör oldum”
Cemal Süreya

“Her şey yolundayken temiz kalmak kolay; önemli olan, olumsuzluklar karşısında da güçlü durabilmek.”

Hayal kırıklıklarının baş nedeni, beklentilerin yüksek tutulması değil midir?

”Biliyorum, imkânsız aşk bu ama hükmedemiyorum kendime.. Çünkü, yüreğim seni çok sevdi !”

“Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz…”
Özdemir Asaf

Sevdiğini özgür bırak, döner gelirse senindir ­; dönmezse, zaten hiçbir zaman senin olmamıştır

Sesini diyorum, En çok ben duymalıyım. Hatta bir tek benben. Bilirsin, kıskanırım seni ben gökyüzünden, yeryüzünden, her şeyden.

”Evet bitti, zor oldu ama bitti…Neden bitti biliyor musun? İnanmaya gücüm kalmadığı için bitti. İncittiğin yerler daha geçmedi diye bitti. Senden vazgeçmem sandığın için bitti. Uğruna gösterdiğim sabrı anlamadığın için bitti. Zerre kadar değişmeyeceğin için bitti.”

Her gülüşümün bir gözyaşı olduğunu kimse bilmiyor. Gülerken ağlıyorum ben, ağlarken gülenler gibi…

Kış ortasında, güneş bile iliklerine kadar üşürken, bütün güzelliğiyle açıveren bir kardelen. Umudun çiçeği…

Benimkiler bir bütünün parçaları. Düşündüğüm gibi duyarım ben.

”Varlığın değil yokluğun değerini bilir insanlar. Mutluluğun değerini bilenler, mutsuzluğu tatmış olanlardır. Onları mutlu etmek çok daha kolaydır.”

Gördüğüm bir filmdeki replikler düşüyor aklıma: “Neden evli değilsin?”
“Önceleri evlenmek için çok gençtim.sonra da hiç vaktim olmadı. Geçen yıl, 10 dakikalık bir fırsat geçti elime. Onda da saati kurmayı unutmuş, uyuya kalmışım!”

Günaydın dedim gökyüzüne, günaydın yalnızlığım, günaydın özlemlerim.

”Bahardı sevgilim bahardı ve bahtiyar olmak için. Toprakta, havada, suda, her şey vardı sevgilim. Her şey hazırdı. Her şey vardı.”

Şeytan bir kere girmeyegörsün insanın içine
Yaptırmayacağı iş yok sahibine…

Kör bir kuyunun dibine vardıktan sonra, yitirilecek hiçbir şey kalmadığı bilinci, umulmadık bir güç veriyor insana.

”Yazgıya bile kafa tutacak kadar yürekli.”

Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
uzaktan seyretmeseydik ruhunu birbirimizin.
Kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
belki bu kadar yakın olamazdık birbirimize.

“Hiç bir şey yapmadım ben, yalnızca zincirlerimi parçaladım”

”Gönül ağzına kadar dolu. Sen diyorum İstanbul geliyor aklıma. İstanbul diyorum sen. Sen şehrim kadar güzelsin. Şehrim senin kadar acılı.”

‘Acıyı göğüsleyemiyorsan, hafifletici yolları bulup çıkararak, dayanılır hale getireceksin.’

” Kuşlar geçiyor sınırlı gökyüzümüzden. Özgürlüğün müjdecileri ! ”

”Yüreğimin gölgeli, kuytu bir köşesinde: kendi seçtiğim yolda yürüyor olsaydım.”

evgini hak edene sun yalnızca
Herkesin seni sevmesi gerekmiyor…

“Evet” ‘le “Hayır” arasında ılımlı bir yol bulamaz mıydın? Neden “Belki” ‘yi aklına aklına getirmedin. Oysa “Belki” daha sonraki “Keşke” ‘lerin önüne geçebilecek sihirli bir kelime olabilirdi…

Kimse farkında değil ama, onunla beraber ben de öldüm!

”En büyük yol göstericin, kendi aklın.”

Kötülerle iyiler arasında denge sağlamaya çalıştım kendimce.

“Seni gördüğüm ilk gün beynime yer eden, ilerleyen zaman içinde gelişip olgunlaşan bir düşünce var,”

“Dört yıldır Ankara’ya ayak basmamıştım.Doğduğum,büyüdüğüm şehre gitmem için babamın ölmesi gerekiyormuş meğer…”

”Çevreye karşı! Başkalarının görüşü bu kadar önemli mi? Biz içimizde yalnızca arkadaşlık yaşarken, dışarıya berabermişiz görüntüsünü vermek niye?”

Yere düşen solgun yapraklar benim yüreğimden kopuyorlar sanki. Her şeyin ilacı zaman değil! Unutulmayan/unutulamayacak acıların ilacı yok.

Her yeni başlangıç, yeni bir umudu da beraberinde getirir.

”Benimkiler bir bütünün parçaları. Düşündüğüm gibi duyarım ben.”

Hayata konulan koskoca bir noktaydı ölüm, dönüşü yoktu.

Uçmak için kuş olmak gerekmiyor
Küçük sevinçler olsun yeter

”Ama bilin ki. Herkes bilsin ki, karşınızda Piraye olarak gördüğünüz ben. Farklı kimliklerle aranızda dolanıp durmayı sürdüreceğim.”

”Kardeşlik zorunlu arkadaşlık , arkadaşlıksa seçilmiş kardeşliktir”

Hiç uçurtma uçurmadım ben
Kumdan kaleler yapmadım hiç
Sokaklarda oynamadım
Kardan adam yapamadım
Çocuğum ben ama
Çocukluğumu yaşamadım.

Evet bitti…Zor oldu ama bitti. Neden bitti biliyor musun? İnanmaya gücüm kalmadığı için bitti. İncittiğin yerler daha geçmedi diye bitti. Senden vazgeçmem sandığın için bitti. Uğruna gösterdiğim sabrı anlamadığın için bitti. Zerre kadar değişmeyeceğin için bitti.

”Ah babacığım! Tiyatronun nasıl farklı bir dünya olduğunu bilebilseydin.”

Biliyorsunuz yadsınamaz bir gerçek var.
Kadını en iyi Kadın tanır.
Kadını en iyi Kadın anlatır…

“Telepatiye inanırım… İlk karşılaştığınız birini ya seversiniz ya da yıldızlarınız barışmaz. Sevdiğiniz kişi de sizi sever, hoşlanmadıysanız eğer, o da sizden hoşlanmamış demektir.”

“Kasıtlı değildi gitmeyişim.İşlerimin yoğunluğu,Bülent,Kaan…Ve tabii ki annem! Bunca yükün altında bir tek ben vardım.Hep içimdeydi ama,gidecektim.Nereden bilebilirdim,ölümün kuytulara sinip pusu kurduğunu,hepimizden rol çalıp aceleyle,pür telaş,başrol koltuğuna kuruluvereceğini…”

”İnanmıyorum yazgıya falan… Onu yaratan da, şekillendiren de bizleriz.”

Çayları doldurdu Pembe. Bir yudum çay, bir lokma börek, tepsiler dolusu kahır! Sıra sıra dizildi boğazlarına…

Ortaokul diplomamı aldığımda, ” Kız kısmını fazla okutmaya gelmez!” dedi babam.

”Kızıl saçlıymış Piraye. Kendimi, keşke ben de kızıl saçlı olsaydım, diye hayıflanırken yakaladım kaç kez.”

Hoş geldin yeni yıl!
Ama kabul et ki, biz umudunu yitirmişler için, gelmesen de olurdu…

Hasretler ,vuslat umudunu koyunlarında taşırdı.
Kim bilir? Belki bir gün…
Olabilir miydi?
Son nefesini verinceye kadar bu umutla yaşayacaktı Tacettin…

Mutlu etmekten önce, mutsuz etmemeyi hedeflemeli insan.

”Bence aşk aranmamalı, kendi kendine gelip sahibini bulmalı…”

Dansımız bitti! Sonsuza dek susturuyorum orkestrayı..

Herkes aya benzer, kimseye göstermediği karanlık bir yüzü vardır

”Özellikle de bunalımlı zamanlarımda. Sıkıntılarımı Dicle’nin sularına gömer, içim ferahlamış olarak şehre dönerim…”

“Arkadaşlık ve dostluk, yakın kavramlar gibi dursalar da, aralarında büyük farklar vardır. İnsanın pek çok arkadaşı olabilir, dostuysa parmakla gösterilecek kadar azdır. Önce arkadaşını seçersin, sonra da dostluk çizgisini aşabilirse, ona ‘’dostum’’ dersin. Önemli olan bu aşamayı iyi saptayabilmek.”

Nehir olmuş neye yarar, bundan sonrasında?
Deniz’e ulaşamayacak olduktan sonra…

Uzaktan uzağa da sevebilir insan
Yüzünü görmeden, sesini duymadan
Ona dokunmadan
Platonik aşk diyorlar buna..

”Kör bir kuyunun dibine vardıktan sonra, yitirilecek hiçbir şey kalmadığı bilinci, umulmadık bir güç veriyor insana.”

Düşünmek ayrı şey, duymak ayrı…

Sevdiğin müddetçe
Ve sevebildiğin kadar,
Sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe
Ve verebildiğin kadar gençsin..

Gidenin ardından nokta koyun ki,
Gelecek olanın ismi büyük harfle başlasın.


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ